Ekim 14

SADECE

fullsizeoutput_16d3

Bu sabah suyun dibine çökmüş bir taş ağırlığında uyandım ve içimdeki manzaraya baktım. Ne kadar zaman olmuş buraya yazmayalı. Oysa okumadım mı, yaşamadım mı, görmedim mi, çizmedim mi? 

Bu sabah büyümüş gibi uyandım.

İçimde söz verdiğim için söyleyemediklerimin ağırlığıyla bir taş gibi uyandım. Hayatımda ilk defa kötü bilinmeyi göze alarak sevdiğim birini korumayı seçtim. Şimdi öylece bir gün anlaşılmasını umarak bekliyorum. İnsan böyle böyle büyüyormuş.

Bu sabah anlayarak uyandım. 

Sorumluluk almak belki sadece yaşamı idame ettirmek demek değil. Yük almak, en önemlisi sözleri tutmak, sırları saklamak, sevdiklerinizi korumak.

Sade yaşamak özlemiyle dolup taşıyorum senelerdir. Ama yavaş yavaş azaltmak çok zor. Sade olmak her şeyden zor. Bu; hayatımdaki insanlardan, yediklerimden, giydiklerimden, evimdeki eşyalardan, çizdiklerime kadar sirayet eden bir serüven. İnsan dolduracağı kıymetli şeylere, daha nitelikli şeylere yer açmak için boşaltmak ihtiyacı duyuyor. Daha fazla nefes alacak alanları olsun diye ama ben buna karar verdiğim zaman bu kadar zor olacağını düşünemedim hiç. Benim dışımda gelişen şeylere nasıl müdahale edeceğimi önceden belirleyemedim. Hayat işte. 

Ülkede olanlarla, kendi hayatımda olanlar arasında gidip geldi içim. Bir sürü ölüm, bir sürü kaos geçirdik. Acıya alışır gibi yaşamaya başladı insanlar. Bu tür konularda pek konuşan, sosyal mecrada paylaşımlarda bulunup, fanatik taraf tutan birisi değilim. Herkes gibi izleyip, iyi olması için dua ediyorum. Gelecek kaygım yok. Hayallerimi, hayatımı, istediklerimi yaşayamama kaygım var. İstediklerimi çizemeden gitmek kaygım var. Sevdiğimle çoğalamadan ölmek kaygım var. 

Üzüntülerinizi, zayıf taraflarınızı söyleyemiyorsunuz çaktırmadan sevinenler olur diye. Her aklınızdan geçen fikri, tasarımı paylaşamıyorsunuz, esinlenmek adı altında fikrinizi çalan olur diye. Yaralarınızı gösteremiyorsunuz kaşıyan olur diye. Ne paylaşalım söyler misiniz? Susmaktan başka ne kalıyor geriye? 

İnsanın içine oturan taş değilse ya ne?

847

Tek ayağı dışarıda Plüton gibiyim. Koskoca evrende kendine yer bulamayan.

O zaman bu gökyüzü sevipte kavuşamayanlara gelsin. 

 


Etiketler:, , , , , , ,
Copyright © 2014. All rights reserved.

Posted 14 Ekim 2016 by Esra Karaduman in category "Tüm Yazdıklarım", "Yaşam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir