Ekim 27

püf bir uyku

img_2449

Otobüsteyiz. Yanımda bana hiç benzemeyen en iyi arkadaşım oturuyor. Cam kenarındayız. Deli gibi bir yağmur başladı, trafik sıkıştı. İkimizin kulağında kulaklık, kendi müziklerimizi dinliyoruz. Hayatın sırrını keşfetmiş gibiyim. Konuşmak zorunda değiliz ya da aynı şeyi dinlemek. Aynı yere gidiyoruz işte sadece. Neden ilişkiler bu kadar sade olmuyor diyorum içimden, bu kadar anlaşılır. Ona günlük tutmaya başladığımı söylemedim, aslında dün geceden beri bir Cemal Süreya şiiri okuduğumu. Aslında içimde yutmaya zorlandığım cümlelerim olduğunu. Yazılan bir satırı, üstüme almalı mıyım, almamalı mıyım? diye bile sormadım. Gerek yok. Kendimi masumlaştırmak, anlaşılmak derdinde değilim. Haklı çıkmak mutsuzluktan başka ne getirir ki? Bütün vebali üstüme alıyorum. Düşebileceğim bütün tuzaklara düştüm kabul. Bütün uzun cümlelerimi bu uğurda kurmadım mı? Yanlış anlaşılma korkum, yanlış anlaşılarak nihayetlenmedi mi? O halde geriye sadece verdiğim sözü tutmak kalıyor, cevapları kendi içimde vermek. 

Kulağımda Hüsnü Arkan “boş masa” çalıyor, vazgeçmeye ikna ederken vazgeçme diye bağırıyor. Tam bu aralar ben gibi, ipin iki ucu arasında. 

Sıklıkla playlistimi değiştiriyorum, iyice karmaşık olsun diye elimden geleni yapıyorum.

Yastığımın altında bana herşeyin sırrını veren bir kitapla uyuyorum. Bir sayfayı irdelemem saatlerimi alıyor ve buna bayılıyorum. Çizgi kitaplarıma yenilerini katıyorum. Karar verdim, bir bunların bir de kar kürelerimin koleksiyonunu yapmalıyım. Sırf kar küresi toplamak için dünyayı gezmeliyim. Bu kadar basit bir sebebim olmalı diyorum.

Pasaportum sürekli masanın üstünde bugünlerde. Bütün rutinim; yaz, çiz, oku, izle, dinle oldu. 

Güzin Dino’nun Abidin Dino’ya yazdığı satırlara vuruluyorum dönüp dönüp:

“tek arzum ne şimdi biliyor musun, tenhaca, bahçeli bir yer, sen ve ben gündelik sakin çalışmamız ve sana sakin güzel ev yemekleri hazırlamam. ve fazla bir şey cereyan etmeyecek, sabah uyanacağız, sonra kahvaltı, sonra, güneşli bir gün yayılacak ortaya, sonra öğle, sonra yatacağız, kitap, uyku, beraber çarşı, kitapçı, belki bir ahbap, akşam olacak, gene beraberiz, elektrikleri yakmak zamanı gelecek, sen le monde’u okuyacaksın, resim, yazı, tez; mini tartışmalar, çok mini ama. sonra güzel ve kıymetli başını kolumla sarabileceğim. bir de kirpiklerin tabi, sonra gece senin nefes alışın, püf bir uyku.”
Bu kadar sade bir hayal. Herşey püf bir uyku, mavi anemon çiçeği kokan.
Dünya diyorum, sizce de yeterince küçük değil mi?


Etiketler:, , , , , , ,
Copyright © 2014. All rights reserved.

Posted 27 Ekim 2016 by Esra Karaduman in category "Tüm Yazdıklarım", "Yaşam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir