Mart 10

DELİLİĞİN TEDAVİSİ

Büyük resimler ne anlatıyor? 

Aslında sanatseverler için en merak edilen konulardan biridir. Sanatçı eserinde ne anlatmak istemiş. Semboller, metaforlar, alt metinler…

Bir resim içine gizlenen her şey, sanatçının gizemi. 

Sigmund Freud’’un fikirlerinden etkilenen André Breton, 1924 yılında Sürrealizm’in ilkelerini “ “Sürrealizm Manifesto“” adı altında hazırlayarak insanlığa sunmuş ve böylece Sürrealizmin kurucusu olmuştur.  Bu sanat akımında bilinç altının fazlasıyla önemli olduğunu biliyoruz.

Şimdi 1924 tarihinden çok çok seneler evvel Rönesans’ın şekillendiği dönemlere gidelim. Yani 1400’lü yıllar. Resmi doğum yılı bilinmemekle birlikte 1450 olarak kayıtlara geçen Hollandalı ressam Hieronymus Bosh sürrealizmden çok evvel, bulunduğu dönem içinde insanı dışarıdan göründüğü gibi değil, içeriden göründüğü gibi resmetmeye cüret etti. Bazı resimleri oldukça geleneksel olmakla birlikte, sanat tarihinin en çarpıcı ve hayal gücü en yüksek fantastik sahnelerini de resmeden Bosch, Ortaçağ için fazlasıyla ürtücü sahneleri ele almış oldu. Hatta yapıtları alabildiğince garip olduğu için büyücülük ve kafirlikle suçlanmasına yol açtı. 

En ünlü yapıtı bir triptik olan “Dünyevi Zevkler Bahçesi“dir.

crop

Gerçekten muazzam detaylar ile bezenmiş olan bu tablonun haricinde en az onun kadar önemli olan başka bir eserinden bahsetmek istiyorum.

“Deliliğin Tedavisi”

 48 x 35 cm. Ahşap üzerine yağlı boya
48 x 35 cm.
Ahşap üzerine yağlı boya

 

1480 yılında yaptığı bu eser, halkın o dönem gerçekten inandığı beyinden taş çıkarma gibi absürd bir operasyonu bizlere sunar. 

15. yüzyılda beyinde büyüyen bir taşın deliliğe sebep olduğu ve oradan çıkarılmadığı sürece kişinin iyileşemediğine inanılırdı. 

Başına huni geçirmiş bir doktor tarafından kafasındaki taş çıkartılan yaşlı adam yorgun ve acı çeken bir ifade ile bize bakmaktadır. Elbetteki bu işlem o yüzyıl içerisindeki batıl inançlardan biriydi. Dolasıyla kendini doktor olarak tanıtan kişilerin karşılığında değerli eşyalar almak için yaptığı bu işlem yani trepanasyon (baş derisinin kaldırılıp kafadan parça alınmasıilk ameliyat örneklerinden sayılabilir.

Tabloda yer alan diğer figürler; yani rahip ve yahudi kadın ise olaya eşlik etmektedirler. Bir yandan su uzatıp bir yandan da hastayı kutsayan rahibin yanında olaya son derece aşina olduğunu hatta umursamaz bir tavır ile masaya dirseğini dayadığını gördüğümüz kadının başının üstündeki kitap ise muhtemelen kutsal bir kitap ve o dönemdeki bu tür batıl inançları hicvetmektedir.

Sözde doktorun hastanın kafasından çıkardığı nesneye bakacak olursak; onun bir lale soğanı olduğunu farkediyoruz. Masanın üstünde de açıkça gördüğümüz lale soğanı 15. yüzyıl Hollanda’sında akli dengesi bozuk kişilere “lale kafa” lakabanın takıldığını bize bir gönderme ile anlatmaktadır. 

Arka fonu klasik bir Hollanda peyzajı ile süslenmiş olan resmin oldukça gösterişli ve gotik çerçevesine bakacak olursak üzerinde altın harflerle yazılmış bir yazı ile karşılaşıyoruz. 15. yüzyıl Hollanda edebiyatında geçen ve aptallıkları ile herkesi güldüren akılsız ve komik bir karakter olan Lubbert Das’ın sözleri  “Efendim, taşı kesip çıkarın, benim adım Lubbert Das” yazmaktadır. 

16. yüzyıl boyunca popüler olan hatta Bruegel gibi önemli sanatçıları da etkileyen Bosch, 20. yüzyıl başlarına kadar uzunca bir süre unutuldu. Yeniden keşfedildiğinde izleyenleri büyüleyen ve şaşırtan sanatçının “Dünyevi Zevkler Bahçesi” kadar önemli olan ama daha az bilinen “Deliliğin Tedavisi” tablosu Madrid’teki Prado Müzesi’nde sergilenmektedir.