Kasım 4

HUZUR

IMG_7004
-peki sen mutlu musun? diye sordu adam.

kadının yüzündeki gülümseme bir an asılı kaldı dudağının kenarında. hazırlıksız yakalandığı bu soruyu kendi kendine sormak ağrına gitmişcesine yutkundu.

-mutlu muyum? dedi sessizce kendine.

-değilim dedi.

sonra az evvel gülümsediği an’lara ihanet olmasın diye,  “genel olarak yani yoksa zaman zaman mutluyum elbet”.

-peki ne lazım seni mutlu etmek için? dedi adam.

kadın;  bütün bilgilerini gözden geçirdi, bütün hayatını. saniyeler içinde.  matematiğinin kötü olmasına aldırmadan ufak bir hesap yaptı. hayattan aldıkları, verdikleri… işte bu kadının çok da çalışmadığı yerden çıkmış bir soru gibi paniklemesine sebep oldu birden. sınavdaki çocuklar gibi şıkları eledi hızlıca.

ve

d) hepsini kapsayan “huzur” cevabını verdi.

HUZUR …

insanoğlunun hayatı boyunca çalışıp peşinden koştuğu, elde etmeye çabaladığı, bulsa kimi zaman farkına varmadığı, kimi zamansa hoyratça harcadığı derin nefes alma biçimi,

kesintisiz bir uyku,

sebepsiz bir gülümseme,

yataktan sabah dinlenmiş kalkma,

içinden zaman zaman büyük bir gümbürtüyle geçen trenin yolunu kesen ılık bir rüzgar,

ocakta durmadan demlenen sıcak çaydanlık,

güzel bir melodi,

sıcak bir sohbet,

ılık bir banyo sonrası ayağa giyilen yün çorap,

dizlerine serdiğin battaniyenin kenarına kıvrılan kedinin mırıltısı,

sevdiğinin ansızın attığı mesaj,

elini koyduğu yerdeki sıcaklığın bütün vücuduna yayılması,

onunla geçecek gecelerin ve kahvaltıların varlığını bilmek,

film izlerken kucağında usulca uyuyakalmak,

biriyle yaşlanacağına inanmak,

güzel bir melodi de salonun ortasında ansızın birlikte dans etmek,

kahvaltıdaki sıcak bir dilim ekmek,

en sevdiğiniz yemeğin henüz ocakta pişerken ki kokusu,

sabah pencereyi açınca ağaçlardaki kuş sesinin odaya dolması,

hafif üşürken bir binanın ardından çıkıp içinizi, yüzünüzü ısıtan güneş,

birinin iyi ki varsın demesi,

fincanı avuç içinize aldığınızda yaydığı sıcaklık,

eve dönerken yolu değiştirip sevdiğiniz birinin kapısını ansızın çalabilmek,

mis gibi kahve kokusu,

gece uyku sırasında yatakta dönerken ona sarılmak, ayaklarını ayaklarına dolamak,

sabah uyandığında ilk onun yüzünü görmek,

yağmurlu bir havada ıslanmaya aldırmadan müzik dinleyerek yürümek,

ne zaman derin bir nefes çekmek istersen içine, içinde geniş vadiler gibi ferah yerler bulmak,

nasıl bir sihirse bu huzur, içinize sinmedi mi dışınızda durmuyor. köklerinize, hücrelerinize yerleşmezse sizi kemiren sıkıntılarla baş edemiyor.

kalbinize yerleşmezse derin bir nefes almanızı sağlamıyor.

belki de bir dakika sürmeyen küçücük bir an, tüm bunları düşündü kadın.

dolu dolu mutluyum demek için huzuru içe sindirmek gerekiyordu.

bütün yüklerini bir anda oturduğu yere boşaltıp, boş bir çuval gibi düşünmeye başladı.

tüm bunlardan bir tekini bile hissederek yaşadığım an mutluyum, evet.

peki ya huzur?

bunlardan kaç tanesi stabil bir şekilde var olursa hayatımda huzurlu sayılırım?

“galiba” dedi.

sihirli kelime “istikrar”…