Haziran 16

YAŞIYORUM

uzun bir zaman yazmamak gibi görünen zaman dilimleri benim için nefes alınan, mola verilen zaman dilimleri aslında. bir caddenin kenarında oturup akıp giden hayatı seyretmek gibi. bazen anlatmak yerine sadece yaşamak, izlemek istiyor insan. anlamak…
 
bu haftalar benim için bu şekilde geçti. hayata karışmakla. bazen de neyi nasıl söyleyeceğimi bilemediğim için sözcüklerimi dinlendirmek istedim.
 
bir sürü yeni şarkı dinledim, yeni kitaplar okudum, yeni şeyler çizmeye başladım, dans etmeye başladım. sanırım hayatıma giren en yeni en heyecanlı iş bu oldu.
 
 
 
sanat; bulaşıcı bir şey. bir kapısından girerseniz, başka bir kapısından göz atmamak mümkün olmuyor. hepsi birbirini besliyor sonra bir bakmışsınız, sanat ruhunuzu yıkamış. 
içimi doyuruyorum. 
 
aynı zamanda yeni bir sergi için üretme evresindeyim. boyalarımı koklamayı bile özlemişim. akşamları müzik dinleyerek çizmeye dalıyorum. 
 
zaman zaman uzun sessizliklerde durum bildirmelerim vardır ya hani bu da onlardan biri. içimden geçen bir sürü yeni hikayeler var, anlatacağım. ama dinlenmek ihtiyacı duyduğum, biraz yorgun günler bunlar.
 
 
bugün kendime bu nasihati verdim, sizinle de paylaşayım.
 
“insanlık edin, insanlık beklemeden evvel çünkü insan iyilik yapmaya layıktır.”