Ocak 29

BASILICA DI SANTA MARIA NOVELLA

Floransa’ya gelirken Roma’da indim ve oradan trenle Santa Maria Novella ismindeki ana  istasyona geldim. Burada tren istasyonuyla aynı adı taşıyan ve tam karşısında bulunan kilise; tarihsel olarak Floransa’daki ilk büyük basilicadır. Dominikenlerce 1279-1357 yılları arasında inşa edilmiştir. Kilisenin ön cephesindeki Romanesk tarz alt kısım, 1456-70 yıllarında, Rönesans’ın öncü mimarlarından Leon Battista Alberti’nin klasik orantılara dayanan tasarımıyla birleştirilmiştir. Gotik iç mekan, aralarında Masaccio’nun “Üçleme”sininde bulunduğu fresklerle süslüdür. Paolo Uccello’nun perspektif yaratan freskleriyle bezeli ünlü Yeşil Revak ve İspanyol Şapeli ise müzeye dönüştürülmüştür.
Kilisenin önden dış görünüşü

 
Kiliseye ilk girdiğinizde geniş bir boşlukla karşılaşıyorsunuz ve aslında küçük bir yer olduğunu düşünüyorsunuz. Sağ ve sol duvarlardaki yağlıboyalar ilginizi çekiyor ama asıl ilerledikçe çok daha güzel duvar freskleriyle karşılaşıyorsunuz.
 
 
Nefin payandaları, altarın bulunduğu yönde sık aralıklarla dizilmiştir. Bu perspektif hilesi, uzun bir kilise görüntüsü yaratır.
 
Cappela Strozzi. 
Nardo di Cione ve kardeşi Andrea Orcagna’nın 14. yüzyıl freskleri Dante’nin epik şiiri İlahi Komedya’dan esinlenmiştir.
 
 
 
Cappella Tornabuoni
Ghirlandaio ünlü fresk disizi, Vaftizci Yahya’nın Hayatı’nda (1485) çağdaş giysileri içindeki Floransa soylularıyla İncil’den sahneler betimlenmiştir.
Bu duvardan biraz bahsetmek istiyorum, çünkü oldukça arkada kalıyor ve oraya geldiğinizde şaşkınlık ve hayranlık duyuyorsunuz. U şeklinde devam eden tüm duvar tavana kadar  hikayeler anlatan fresklerle kaplı. Renkler oldukça ahenkli, figürler son derece başarılı ve duvarların önünde kilise için yapılmış tasarımı Vasari’ye ait ahşap koltuklar bulunmakta. Duvarın tek parça halinde fotoğrafını çekmek mümkün değil, çünkü kadraja almak için arkanızda öyle bir genişlik yok ve tavan oldukça yüksek aynı zamanda bütün kilisede flaşlı çekim yapmak yasak ve tahmin edeceğiniz gibi içerisi oldukça loş. Bu duvarların arasında bulunan cam ise renkli vitray ve oldukça gösterişli. Yine onun üzerinde de birtakım dini hikayeler anlatılmış.
Kilisenin içindeki görkemli fresklerden ve tablolardan sonra bir cam kapı bahçe kısmına ve müzeye açılıyor. Bahçedeki duvarlarda da  Ucchello’ya ait orjinal freskler mevcut ve yürümeye başladığınız vakit aslında basilicanın ne kadar büyük bir yapı olduğunu anlıyorsunuz.
 
Chiostro Verde adını, Ucchello’nun fresklerinde kullandığı yeşil zeminden alır.Freskler 1966 taşkınında büyük hasar görmüştü.
 
 
 
Ve İspanyol Şapeli
 
 
Cappellone degli Spagnuoli, 
Toledolu Eleonora’nın İspanyol saray mensuplarına ait şapeli günahtan arınma ve lanetlenme konulu fresklerle süslüdür.
 
Bu şapelden sonra müzeye ait birkaç küçük odayı geziyorsunuz ve sonrasında arka taraftan çıkıyorsunuz.
 
Floransa’ya geldiğinizde gezeceğiniz mekanlar listesinde yer alabilir bu önemli basilica. Giriş ücreti 5 euro olarak diğer yerlere oranla en uygun olanı diyebilirim. İçerisi taş olmasından dolayı oldukça soğuk ve vakit geçirdikçe üşüdüğünüzü anlamaya başlıyorsunuz. Dışarı çıktığınızda kilisenin önünde aydınlık, açık bir meydan var ve oradaki oturma yerlerinde dinlenirken kiliseye uzaktan da bakabilirsiniz.